3 Şubat 2026
•
Teknoloji ve Girişimcilik Komisyonu
•
Milliyetçi Kongre Derneği
Son günlerde dijital oyun platformlarına ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan düzenleme taslağı, toplumda haklı bir sorgulama sürecini beraberinde getirmiştir. Bu tartışma, yalnızca oyunlar veya dijital platformlarla sınırlı değildir; esasen hukuk devleti ilkesinin, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ve Türkiye’nin dijital çağdaki yöneliminin nasıl belirleneceğine dair daha geniş bir meseleyi ilgilendirmektedir.
Çocukların korunması, tüketicinin güvenliğinin sağlanması ve dijital alanda hukuki muhataplığın tesis edilmesi, devletin asli ve vazgeçilmez sorumlulukları arasındadır. Ne var ki, meşru ve haklı hedeflerin, ancak ölçülü, öngörülebilir ve hukuka uygun araçlarla hayata geçirilmesi halinde toplumsal rıza ve güven üretmesi mümkündür.
Gündeme gelen düzenleme taslağı; hedeflerinden ziyade uygulama biçimleri, yetki sınırlarının belirsizliği ve denetim mekanizmalarının tek taraflılığı nedeniyle ciddi tereddütler doğurmaktadır. Kamuoyundaki endişe, düzenlemenin varlığından değil; nasıl ve hangi sınırlar içinde uygulanacağının açık olmamasından kaynaklanmaktadır.
Dijital oyun mağazalarından Türkiye’de temsilci bulundurmalarının talep edilmesi, hukuki ve idari açıdan anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Ancak temsilci atanmadığı takdirde %90 bant daraltma gibi yaptırımların öngörülmesi, basit bir idari tedbir olmaktan çıkmakta; fiili bir erişim engeli niteliği kazanmaktadır.
Bu tür uygulamalar; vatandaşın bilgiye ve hizmetlere erişim hakkını, yerli geliştiricilerin uluslararası pazarlara açılma imkanlarını ve kültürel–yaratıcı üretimi orantısız biçimde sınırlandırma riski taşımaktadır. Hukuk devletinde erişim kısıtlamaları, ancak istisnai durumlarda, son çare olarak ve yargısal denetime tabi şekilde uygulanabilir.
Oyunların yaş gruplarına göre sınıflandırılması, çocukların bedensel ve zihinsel gelişimini korumaya yönelik meşru ve gerekli bir tedbirdir. Ancak bu yükümlülüğün, özellikle bağımsız ve yerli geliştiriciler açısından ağır bir bürokratik yük ve caydırıcı bir engel haline gelmesi, ülkemizin dijital üretim potansiyeline zarar verecektir.
Yaş derecelendirme mekanizması; erişilebilir, rehberlik edici ve destekleyici nitelikte olmalı; eksiklikler doğrudan yasaklama yoluyla değil, uyum, tamamlama ve bilgilendirme süreçleri aracılığıyla giderilmelidir.
“Riskli içerik” gibi kapsamı açıkça belirlenmemiş kavramlar, hukuk düzeninde ciddi sakıncalar doğurur. Belirsizlik; keyfi yorumların önünü açar, hukuki öngörülebilirliği zedeler ve yaratıcı alanlarda otosansürü teşvik eder.
Türk hukuk geleneğinin temel ilkelerinden biri; sınırlamaların açık, sınırlı ve öngörülebilir olmasıdır. Hangi içeriğin, hangi gerekçeyle sınırlandırıldığının açıkça ortaya konmadığı düzenlemeler, toplumsal güven tesis edemez.
Dijital platformlardan “her türlü bilgi”nin talep edilebileceğine ilişkin ifadeler; ticari sırlar, kişisel veriler ve temel haklar bakımından ciddi riskler barındırmaktadır. Devletin denetim yetkisi mevcuttur; ancak bu yetki amaçla sınırlı, gerekçeli, ölçülü ve denetlenebilir olmak zorundadır.
Aksi halde dijital alan, güven ve istikrar üretmesi beklenen bir zemin olmaktan çıkarak belirsizlik, çekingenlik ve yatırım tereddüdü yaratan bir alana dönüşür.
Dijital oyun platformları, Türkiye’den elde ettikleri hasılat üzerinden Katma Değer Vergisi (KDV) ve Dijital Hizmet Vergisi (DHV) ödeyerek fiilen bir mali muhataplık ilişkisi tesis etmektedir.
Temsilcilik yükümlülüğünün, bu mali entegrasyonu güçlendirmek yerine platformları sistem dışına itebilecek ölçüsüz yaptırım tehditleri üzerine inşa edilmesi; hem kamunun vergi gelirlerini hem de tüketicinin eriştiği hizmetlerin sürekliliğini ve niteliğini zedeleme riski taşımaktadır.
Dijital oyun ekosistemi, yalnızca idari makamların değil; toplumun tamamının, özellikle de bu alanda üreten ve emek veren kesimlerin ortak meselesidir. Akademisyenlerin, hukukçuların, sektör temsilcilerinin ve sivil toplumun dışlandığı düzenleme süreçleri, kalıcı ve sağlıklı sonuçlar üretmekten uzaktır.
Şeffaflık, gerekçeli karar alma ve etkili itiraz yolları; devletin otoritesini zayıflatmaz, bilakis meşruiyetini ve toplumsal kabulünü güçlendirir.
Türk Milleti olarak bizler; çocuklarımızın korunmasını, tüketicinin hakkının gözetilmesini ve yerli yaratıcı emeğin desteklenmesini birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan hedefler olarak görüyoruz. Bu hedeflere ulaşmak; belirsizlik, orantısız yaptırımlar ve fiili yasaklarla değil; hukuk devleti ilkeleri, ölçülülük, akıl ve ortak sorumluluk bilinciyle mümkündür.
Bu vesileyle yetkili kurumları; milletin hassasiyetlerini, hukukun evrensel ilkelerini ve Türkiye’nin dijital geleceğini birlikte gözeten daha dengeli, öngörülebilir ve adil bir yaklaşımı benimsemeye davet ediyoruz.
Yazar: Teknoloji ve Girişimcilik Komisyonu
3 Şubat 2026
Milliyetçi Kongre Derneği
Türk Milleti'nin adı sanı yok olmasın diye kurulmuştur.
BAĞLANTILAR
Duyurular
Haberler
Temsilcilikler
Komisyonlar
Üyelik
İletişim
S.S.S.
Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması
Tüzük